YENİKAPI HAKKINDA
Yenikapı Tren İstasyonu, semtin merkezi sayılabilir. İstanbul'un, topografyası
çağlar boyunca en fazla değişmiş bölgelerinden birisidir. İdari bakımdan, Mustafa
Kemal Caddesi'nin batısı Fatih, doğusu Eminönü'ne bağlı olduğundan, semt her iki
ilçe üzerindedir.
Yenikapı ismi nereden geliyor?
Bugün kurumuş olan Bayrampaşa Deresi'nin denize ulaştığı yerde, Bizans
döneminde deniz surları bulunuyordu ve semt surların dışında yer alıyordu.
Osmanlı döneminde ise burada açılan kapıdan dolayı söz konusu kapıya ve bu
semte "Yenikapı" denmiştir.
Yenikapı, Bizans döneminde olduğu gibi Osmanlı döneminde de surların dışarısında
kalan bir alanda bulunuyordu. Surların semte açılan kapısı eskiden bilinmediği ve
sonradan keşfedildiği için bu adla anılır olmuştur.
R. Janin, "Langa Yenikapısı" olarak anılan sur kapısının Yunanca adının bilinmediğini,
ancak bu kapının "Kontoskeles Kapısı" olabileceğini yazar. Tam bu bölgede
Marmara sahil surlarının, biri limanların önünde, diğeri kara tarafında kalan çifte
surlar olduğu da bilinmektedir. Yenikapı denen sur kapısı bugünkü "Yenikapı
İstasyonu" civarında olmalıydı.
Yenikapı tarihi
Bizans döneminde, bugünkü Yenikapı'nın bulunduğu yörenin liman bölgesi olduğu
sanılmaktadır. İstanbul'un Marmara'daki eski limanı olarak kabul gören, yeri
tartışmalı olmakla birlikte "Eleutherius Limanı" ya da "Eleutherius Mahallesi’nin
Limanı" denilen liman, İstanbul üzerine araştırmaları ile bilinen Batılı tarihçi Janin’e
ve genel kabule göre bu bölgede bulunmaktaydı.
Bu liman ve aynı doğal koyda, hemen batısında yer alan Theodosius Limanı’nın
Bayrampaşa Deresi’nin getirdiği alüvyonlarla kısa zamanda dolmasından, çağlar
boyunca dönem dönem terk edilmiş, dönem dönem temizlenip yeniden açılmış
olduğu düşünülmektedir.
Bu bölgede limanlar, Bizans döneminde Mısır’dan gelen buğdayın boşaltıldığı ve
çevrede bulunan ambarlara depolandığı yerlerdi. Yine adı kaynaklarda ilk defa 14.
yüzyılda geçen "Hebptaskalon Limanı"nda günümüzün Yenikapısı’nın doğu
kesiminde bulunduğu sanılıyor. Büyük olasılıkla buradaki limanın batı bölümleri
dolunca yeni liman Kumkapı yönünde, Yenikapı’da inşa edilmişti.
Osmanlı döneminde İstanbul’a gelen yabancı seyyahlardan Petrus Gylius ise sahil
kısmında Davutpaşa, Samatya, Yenikapı’nın bir bölümü ve ağırlıklı olarak Kumkapı’yı
kapsayan bölgenin Bizans döneminde şehri bölgelere ayıran idari bölümlenme
içerisinde 9. bölge olduğunu belirterek bu bölgedeki önemli Bizans yapılarından söz
eder:
"Dokuzuncu bölge bütünüyle inişli ve güneye doğru yönelerek deniz kıyısıyla son ,
bulur. Bölgede Kainopolis ve Homonia kiliseleri olan iki kilise, Alexandria tahıl
ambarı, çok ünlü Arcadia evi, Anastasia hamamı, Thedosius tahıl ambarı, on altı
sokak, yüz on altı ev, iki büyük portıcus (liman), on beş özel hamam, on beş özel
fırın, dört kamu fırını, dört gradus (değirmen) yer alır, bir curator, bir vernaculus,
otuz sekiz collegitatus, vicomagister vardır."
Öte yandan yine Gylius’a göre bugünkü Yenikapı ve Yedikule’ye kadar olan saha
da Yenikapı’nın bir bölümünü içeriyordu. Hatta denilebilir ki asıl Yenikapı buradaydı,
çünkü bugünkü Yenikapı’yı oluşturan "Thedosius" ya da başka kaynaklardaki
"Eleutherius Limanı", asıl olarak burada yer alıyordu.
Bu liman bölgesinin alüvyonlarla dolması ve terk edilmesinden sonra burada
bostanlar ortaya çıkmış ve yöre "Langa" olarak anılmaya başlamıştı. Osmanlı
döneminde de Langa bostanları ününü korumuş, Marmara sahiline doğru, dolgu
bölgede zamanla bir yerleşme oluşmuştur. Osmanlı döneminde daha çok
gayrımüslim azınlıkların yerleştiği bu bölgede Ahırkapı’dan başlayıp Cankurtaran,
Samatya, Yenikapı, Kumkapı, Kadırga ve Çatladıkapı’yı, Küçük Ayasofya’yı,
Yedikule’yi geçip Zeytinburnu’na kadar uzanan bölgede yerleşen Türkler ve
17.yy İstanbul’u hakkında önemli bilgiler veren Eremya Çelebi Kömürciyan ise
bölgenin ve özellikle de semtin yapısı hakkında şu bilgileri verir (Davutpaşa, Langa
ve Langa Yenikapısını baz aldık, Çelebi sur kapılarını ve mahallelerini anlatırken
kendine başlangıç noktası olarak Yedikule’yi almıştır ve kapıları sayarken buradan
itibaren sayar).
"Üçüncü kapı Davudpaşa’dır. Küçük Vlanga Bostanı’nın bulunduğu bu yer,
Yenikapı’ya kadar iki kat surla çevrilidir. "Büyükbahçe" denilen Vlanga Bostanı’nın
hıyarları çok büyük olur. Dördüncü kapının adı "Yenikapı"dır. Büyük Vlanga Bostanı
buradadır. Şimdi cenup tarafında bulunan denizden bu semte bakıyoruz. Denizin
içinde Papazkulesi adını taşıyan bir burc vardır. Patrik David’in vekili ile bazı
papazlar burada boğdurulmuşlardır. Buradan Kumkapı’ya kadar olan saha Ermeni
ve Rum Mahalleleri’nin hududunu teşkil eder."
Kömürciyan tarafından sözü edilen kule için İncicyan şu bilgileri verir (8. yüzyıla
dair):
"Vaktiyle denizin içinde bulunup, bazı müelliflerin İmparator Iüstinianus’un
kumandanı Belisarus’un adı ile zikrettikleri kule, Bugün Yenikapı’nın dış tarafındaki
ekmekçi fırınının arkasında bulunmaktadır. Burası vaktiyle geniş bir körfezdi, fakat
sultan III. Mustafa’nın zamanında Laleli Camiinin inşası sırasında çıkarılan toprak ve
iri taşlar oraya dökülmüş ve meydana gelen arsa, iskan yeri olarak Hıristiyanlara
satılmıştır, Müslümanların buraya yerleşmeleri menedilmiştir. Mezkûr kuleye halen
"papaz kulesi" denir. Çünkü sahil doldurulmadan evvel bazı Ermeni papazları patrik
David zamanında bu kulenin yanında denizde boğulmuşlardı."
Osmanlı döneminde kendi içinde bir bütün olan Yenikapı Langası bugünkü
Mevlanakapı’ya kadarki bir alanı içeriyordu. Nitekim Mevlanakapı’ya adını veren
Mevlevihane, burada bulunan ve Bizans döneminde burada bir kapı bulunduğunu
belirten metnin bulunmasına ithafen, bulunduğu semtin adını almış ve "Yenikapı
Mevlevihanesi" olarak anılmaya başlamıştı.
Cumhuriyet döneminde ise semtin demografik yapısını değiştiren en önemli olay
6-7 eylül olayları ve ardından da 1950’lerdeki göç olmuştur. 6-7 Eylül olaylarının
gayr-ı Müslim azınlıkları, ama en çok da Rumlar ve Ermenileri hedef alması sonucu,
İstanbul’daki Ermenilerin yoğun olarak yerleştiği semtlerden bir tanesi olan
Langa-Yenikapı’da barınan Ermeni nüfus yoğun olarak buradan göç etmiştir.
Ardından yaşanan göç ise semtin demografisini bütünüyle alt üst etmiş daha
önceki
olaylar nedeni ile göç etmemiş olan Ermeni ve Rumlar da yeni gelenlerin
uyumsuzluğu ve çok kültürlü yaşama pratiğine ilişkin bilgisizliğinin bir sonucu olarak
semtte yarattığı huzursuzluk nedeni ile göç etmiştir. Bugün Yenikapı’da geçmişe
oranla çok az Hıristiyan azınlık yaşamaktadır.