Bir Bardak ODUNLUK Lütfen Demli Olsun.....
İsmi kadar kalın çizgili ve küt değildi seması,
dalındaki hazan yaprakları kadar kibar,narin kırılgandı,
sohbetleri ortadaki varilden sobanın sıcağından daha ateşli,
yirmilik çay tepsisi --geçer tepemizden
al... al.. elmalar gibi parmak izli
porselen tabağında çay\'lar-
odunluğun kanı-çay\'dır
kanına karışıncaya kadar içersin...
para yok ...kadir\'densindir hep
içmekten demlenirsin gündüz vakitlerinde.
ve akşamları,
kaçak rakı sofraları geceler boyu
adalardan esen yel,
naif,
ılık ,
ve bedbahtı.
kimler geçti dersen; sayamam,
dil susar, gözler konuşur ve titrer usulca dudaklarım.
saydımda ağır bastı güzel ve hoş anlar,hatıralarda...
üç defa yıkıldı\'da, bir defa da vurulup öldü.
ölümler yıkmaz onu meraklanmayın
ne Laz\'ın ölümü,
nede belediye balyozu
yaşanmışlığın noktası değilmidir ,zaten yıkımlar......,
esas olan,
anımsanmamak ,
yaşarken kulaklarımız çınlamadan,
mezarda kemiklerimiz sızlamadan
esas yıkım....
yeni bahçede hep sığınacak bir sohbet kuytusu arasakta
hep aradı gözlerimiz ve sallandı hatıralarımız bir kova gibi ,
kuyusunda eski bahçenin
üç adı vardı hep , ...yerine göre
*BAHÇE...... romantik ve sabıkasız zamanlarda.......
*PARK AİLE ÇAY BAHÇESİ........sadece LAZ MEHMET ve POLİS için .......
*ODUNLUK ...........Militan Hatıralarımız-aşkımız ve gözyaşlarımız için.......
hiç ağlamadım arkasından bahçemin....
gün aşırı yaşamımda anarken ,koyuyorum yıkıntılarına ..bir söz-bir tuğla
onarıyorum kara yıllarında yıkılmış duvarlarını
emeğim...alın terim...boyuyorum ...
sıvıyorum duvarlarını.....
tavanlarını Ak mı .... Ak...... BEMBEYAZ....
\"uşaklar çay getirin\"
çok insan tanıdım sayende , bahçem
ama parmaklarım kadardı sevdiklerim
hemde bir elimim parmakları...
seni yazarken bile bahçem
onardım duvarlarını
onardım kendimi...
geçmişten kalan
balık kokusu,
barut kokusu,
rakı kokusu,
polis korkusu..........
içtiğim her bardak çayda -odunluğun-
kan kokusu.
TALİP ERTÜRK
Maşukiye-Aralık 2006