Osmanlı İşkenceleri:
1- osmanlı döneminde idam edilecek adamın yanı başında bir sac hazırlanırmış ve bu sac allttan verilen ateşle iyice kızdırılırmış...kafası kesilen adamın kafasını kestikten hemen sonra bu saca bastırırlarmış. sıcaktan dolayı kan beyinde birkaç saniye kadar dolaşacağı için adama yerde duran cansız bedeni son defa gösterilirmiş.
2- suçlunun derisini yüzüp denize atarlarmış.
3- suçlu ortası delik bir sandalyeye cıplak bir şekilde oturtulurmuş. Bu delik yere içinde fare olan bir kase yerleştirilirmiş ve kaseyi alttan yavaş yavaş ısıtırlarmış. Tabiki sıcağa dayanamayan fare çıkacak biyer bulamayınca suçlunun makattan kemirmeye başlayıp en son ağzından çıkarmış.
4- suçlu güneşin altına ellerinden bağlı bir şekilde yatırılırmış, suçlunun saçları kazınıp kafasına deve derisi geçirilirmiş. Deve derisi güneşte eriyip suçlunun kafasına yapışırmış. Saçlar deve derisi yüzünden dışarı doğru çıkamayıp içeri doğru çıkmaya başlarmış. Bir süre sonra saçların kafatasını delmesiyle beyne ulaştığı anda adam ölürmüş.
5- suçlunun sığabileceği bir çukur kazılır ve suçluya tıkabasa yemek yedirilirmiş. Dışkısını da o çukura yapmak zorunda kalan adam bir süre sonra dışkılarının bedenini çürütmesiyle ölürmüş.
Çin işkenceleri:
1- suçlunun kafası kazınırmış ve suçlu bir direğe hiç hareket edemiyeceği şekilde bağlanırmış ve üstten damlalar halinde soğuk su damlatılırmış. Damlalar bir süre sonra balyoz etkisi yaptığından adam delirirmiş.
2- suçlunun göz kapaklarına iğne batırılırmış ve adam bir süre sonra daynamayıp gözlerinin kapatır ve kör olumuş (bir söylentiye göre adamın biri 2 günün dayanmış en sonunda gözlerinden kan gelmiş ve kapatmak zorunda kalmış)
3- suçlu 10 metre karelik bir odaya kapatılırmış ve burdan hiç çıkartılmazmış. Yemeği düzenli olarak verilen adam tuvalet olmaması nedeniyle tuvaletini odanın bir kenarına yapmak zorunda kalırmış. Bir süre sonra yaptığı dışkı ve idrarların zehir salgılamalarından dolayı adam zehirlenerek ölürmüş.
4- suçlunun göz kapakları açık kalacak şekilde tutuluruş ve belli bir mesafeden ellerinin adamın gözüne doğru ileri geri sallarlarmış. Saatlerce süren bu olayın sonunda adam kafayı yermiş.
Bu arada şu meşhur Kazıklı Voyvodaya da değinmeden geçmeyeyim dedim arkadaşlar; başlıkta belirtmişim zaten muhteremi.
KAZIKLI VOYVODA
Kazıklı Voyvoda olarak tanınan Eflak Prensi Dördüncü Vlad, Voyvoda Dracola'nın oğludur. Fatih Sultan Mehmed zamanında Osmanlılara karşı savaştı. Ele geçirdiği Türk esirlerini kazığa vurarak ve türlü işkencelerle öldürerek Balkanlarda kanlı bir iz bıraktı. Vidin Bey'i Hamza Paşa'yı ve beraberindekileri kazığa vuran kişi de O'dur.
Esirlerin derilerini yüzdürerek üzerine tuz sürdürüp keçilere yalatmak, kendisine gönderilen Osmanlı elçilerinin çıkartmak istemedikleri sarıklarını kafalarına çaktırmak, annelerin memelerini kestirip yerlerine çocukların başlarını sokturmak gibi akıl almaz işkence usullerini icat etmiş vahşi bir liderdir. Fatih Sultan Mehmed tarafından yakalanmaya çalıştıysa da kaçmayı başarmış, nihayet kendi adamlarından biri tarafından 1462 yılında öldürülmüştür.
Kazığa oturtturulacak kişiler için ayrı ayrı adamlar yetiştirmiştir. Hocalıklarını bizzat kendisi yapmıştır. Toplu bir kazığa oturtturma senası başlayacağı zaman, eğittiği adamlar kazığa oturtturur, Voyvoda da sahada durup izlermiş. Anal şekilde giren kazık, hiçbir suretle failin iç organlarına zarar vermeden (Kalın bağarsak ve nefes borusu dışında) ağzından çıkmalıymış. Eğer kazığa oturan kişi işkence yüzünden ölürse, oturtturma işini yapan adamın kendisini, Voyvoda bizzat kendisi kazığa oturttururmuş.