SAYFAYA DÖN
SAYFAYA DÖN
 
                     HATÇEM
 
Sana sesleniyorum Hatçem sana
Beni duyuyorsan cevap ver,
Gelmene haber göndermene gerek yok,
Es kuzey rüzgarları kadar sert,
Kavur sıcaktan beni, ağaçları, buğday başaklarını,
Kavurki anlıyayım beni duyduğunu.
 
Hatırladınmı Hatçem
Seninle koşmuştuk el ele
Diz boyu papatyaların arasında,
Yatırmıştın beni dizlerine,
Seyretmiştik isteksiz batan güneşi
Bir hüzün çökmüştü....
Ağlamaklı olmuştu gözlerimiz
Ağlayamamıştık!
Dilimiz tutulmuş konuşamamıştık
Oysa ne güzel şakırdık
Birbirimize sarılır ağlardık doyasıya
Aşıklar çınarının altında.
 
Hatçem sana sevmesini ben öğretmiştim
Sende var gücünle uğraşmıştın
Sanki alfabeyi yeni çözen bir çocuk gibi
Sevinmiştin.
 
Unutmam hatçem sende unutma
Bana ağlamayı sen öğrettin
Doyasıya severek isteyerek ağlamayı.
 
Hatçem şimdi çok uzaklardasın bana
Taki Venedigin gondolları,
Yada Napolinin o güzel gül bahçeleri kadar.
Giderken bana verdiğin anahtar
Demiştinki...
Bir gün gelir sevdan körelirse,
Yada ben gidersem uzaklara
Lazım olur selvi boylu Laz İsmail'im.
 
Ve o gün gelir
Laz İsmail alır eline anahtarı
Açar göz pınarındaki kilidi
Hatçesine hasret....
Senelerdir ağlar her güneş batışına yakın
Ulu aşıklar çınarının altında
Laz İSMAİL...........
 
Ağlar ama Hatçesinin öğrettiği gibi,
Sever ama Hatçesine öğrettiği gibi.
 
 
                                                    KADİR KALEMCİ 1989/1
© Kadir Kalemci